Rıza Çalımbay derbide herkesi ters köşe yaptı. Yazık oldu Mert’e helal olsun Fenerbahçe’ye. Gürel Yurttaş yazdı

Karar kimin?

Rıza Çalımbay’ın mı? Futbol direktörü Samet Aybaba’nın mı?

Bilemiyorum. Samet Aybaba’nın karıştığını sanmıyorum. Ama bu soru herkesin aklındaydı yine de.

Aboubakar’ı bir hamle oyuncusu olarak tuttular belki de. Böyle ise enteresan. Bu Messi’nin, Salah’ın, Harry Kane’in hamle oyuncusu olarak kulübede tutulması gibi bir şey. Çünkü Beşiktaş’ın en önde gelen futbolcusu Aboubakar.

Çok değişiklik vardı Beşiktaş’ta. Mesela defansta. Bailly ile Amartey’in yan yana oynaması, Necip’in orta sahaya kaydırılması, Amir’in yedek soyundurulması gibi.

Fenerbahçe ise ideal kadrosuyla sahadaydı. Ve ideal kadrosuyla oynayan taraf ilk yarıda daha üstün olan taraftı.

İlk 45 dakika bittiğinde skor 1-1’di ama oyun alarak Fenerbahçe galibiyete daha yakın taraf gibi duruyordu. Pozisyonu daha fazlaydı. Direkten dönen topu vardı. Ceza alanına daha çok girdi. Kısaca rakamsal olarak her şeyde ilerideydi.

Fenerbahçe’nin 10. dakikada Dzeko ile bulduğu gol bir defansın nasıl oynamaması gerektiği açısından uygulamalı bir ders gibiydi. Sarı lacivertli takımın sık sık yüklendiği Onur’un kanadından gelmesi, Tadic’in ceza alanı içine topu göndermesi, Amartey ve Bailly’in seyretmesi, Dzeko’nun fileleri havalandırması.

Beşiktaş’ın defansı hatalıydı da Fenerbahçe’nin defansı çok mu iyiydi sanki. İşte penaltı anı. Djiku’nun ayağındaki topu kaptırması, Cenk’in ceza alanına girmesi, sıyrıldığı Samet’in müdahalesiyle yerde kalması ve penaltı. 24. dakikada Beşiktaş’ın en iyilerinden Chamberlain’in beraberliği sağlaması.

İlk yarının sonraki dakikalarında Fenerbahçe’nin İrfan Can’la iki pozisyonu vardı. Birinde direğe takıldı, diğerinde kaleci Mert kurtardı.

Beşiktaş için ilk yarının en şanssız anları Gedson ve Umut Meraş’ın sakatlanıp çıkmalarıydı. Gedson’un yerine Salih, Umut’un yerine de Tayfur başladı ikinci yarıya.

İkinci yarıya gelince…

Yine iyi başlayan taraf Fenerbahçe’ydi. Harala gürele değil, organize bir şekilde. Beşiktaş ise kendi sahasındaydı daha çok. Taktik miydi bu, yoksa mecburiyet mi? Ama tempoyu elinde tutan taraftı Fenerbahçe.

Beşiktaş’ta ise oyun Aboubakar’ı çağırıyordu. Bunu herkes duyuyordu ama Rıza hoca duymuyordu. Çünkü Aboubakar girse en azından rakibi tedirgin edecek, savunmasını bozacak, bu kadar rahat gelemeyecekti Fenerbahçe Beşiktaş’ın üstüne.

60’da tartışmalı bir pozisyon yaşandı Beşiktaş ceza alanı içinde. Szymanski, Baily’le girdiği mücadelede yerde kaldı. Oyunu devam ettirdi ama VAR’ın uyarısıyla pozisyonu izledikten sonra penaltıyı verdi. Tadic kullandı penaltıyı ve golü atmakta da zorlanmadı. Fenerbahçe öne geçti yine.

İşte bu golden sonra 64. dakikada Aboubakar nihayet girdi oyuna; Rebic’in yerine. Peki kanattan etkili orta yapabilen Rebic’in Aboubakar girince çıkması doğru bir karar mıydı acaba? 65’te yine İrfan Can yokladı Beşiktaş kalesini Mert kurtardı bir kez daha.

Fenerbahçe o kadar üstün oynuyordu ki. 70. dakikadaki rakamlara göre 12 şutu vardı Beşiktaş kalesine. Beşiktaş’ın 2. Topla oynamada açık ara öndeydi. Kornerlerde de durum 5-0’dı. O kadar yani! 74’te Edin Dzeko’nun karşı karşıya kaldığı anda çektiği şutu Mert’in kurtarışı vardı bir de. O ana kadar Mert olmasaydı fark daha da açılabilirdi.

Ve dakika 75. Szymanski ceza alanına girerken Tayfur’un müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem direkt gösterdi kırmızı kartı. Neden; son adam diye mi? Oysa hemen yanında Beşiktaşlı bir futbolcu daha vardı. Madem öyle Cenk’in ilk yarıda düşürülmesinde Samet neden kırmızı kart görmedi? Son adamdı.
Biz bunları düşünürken VAR devreye girdi yine. Atilla Karaoğlan da pozisyonu izlemeye kenara gitti. Ve dönüp kırmızı iptal etti, Tayfur’a sarı karti gösterdi. Enteresan anlardı bunlar.

Dakika 80’e geldiğinde Rıza Çalımbay tüm kozlarını sürüyordu sahaya, Ghezzal ve Bahtiyar da girdi Onur ve Muleka’nın yerine. 83’de Fenerbahçe’de de İrfan Can ve Djiku çıktı, Cengiz ve Oosterwolde sahadaydı.

89’da bir kez daha VAR’a gitti Karaoğlan. Szymanski’nin ortasında top ceza alanı içindeki Baily’nin koluna çarpmıştı çünkü. Ve bir penaltı kararı daha geldi. Topun başına Tadic geldi, vurdu Mert kurtardı. Peşinden Fred vurdu yine Mert kurtardı. Maçın mucize adamı tartışmasız Mert’di.

Peşinden Dzeko’nun yerine Batshuayi, Fred’in yerine de İsmail girdi oyuna.

Uzatmalarda herkes Beşiktaş’ın baskı kurmasını bekliyordu beklemesine de hala bastıran Fenerbahçe’ydi. 90+6’da da Szymanski öyle bir gol attı ki. Mert’in de yapacak bir şeyi yoktu artık: 1+3.

Açık söyleyeyim. Fenerbahçe çok daha üstündü Beşiktaş’tan. Hakkıyla kazandı.

Beşiktaş’ın oyuncu kadrosu belli zaten. Bir sürü vasat adam. Bir de bunların en iyisini kulübede tutarsan olacağı budur.

Ben Mert’e üzüldüm aslında. Mükemmel oynadığı, bu sezon en fazla kurtarış yaptığı maçta takımı 3-1 yenildi.

Yazık.

Neyse be Mert, Allah vermesin başka dert!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x